inanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inanç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2017 Cumartesi

İslâm alemi BİR alem (olmalı)



İslâm alemi sanki Allah'ın yarattığı ağaç misali.
Büyük.., gövdesi geniş.., kökü sağlam...
Heybetli.
İdi.

Vakit geçtikçe büyüyüp dallara ayrılmış.
Her yeni dalı bir öncesine göre daha ince.
Ama hepsi aslen aynı gövdeye bağlı.
Aynı gövdeden ve aynı kökten besleniyorlar.
Bugün her dal bunun ne kadar farkında?
Dallar kardeş midir? Bugün?

Her dalın yaprakları var.
Kimisininki daha az kimisininki daha çok.
Rüzgar estikçe savrulurlar bunlar.
Bugün rüzgar ne taraftan esmekte?

Yapraklar hangi dala mensup olduklarını bilirler,
Fakat gövde ve kökün farkındalar mı halâ?
Kimisi tutunamaz düşer esen rüzgardan.
Kimisini o dal veya ağaç bırakır.
Mevsimleri; yağmuru, rüzgarı, karı, doluyu
Soğuğu, sıcağı aşan meyve görebilir.
Meyve güzele, faydalıya götürebilir, besleyebilir.
Çürüyebilir, düşebilir de ve artık akıbetini Allah bilir.

Ağaç yaş iken eğilir ve artık doğrulmak kolay değildir.
Fakat mümkündür. Umudu yitirmek Müslüman'a yakışmaz.
Yaradana sığınmak lazım!
Dallarımızı kabul etmek, beraber olmak,
Hatırlamak, öğrenmek, bilmek lazım.
Tekrar kardeş olmak lazım.
Gövde ve köke güvenmek lazım!
Artık bu ağacı budama ve dik durma vakti gelmedi mi?

B.T.


15 Eylül 2017 Cuma

Boşluk

Gecenin içinden, boşluklardan sesleniyorum. Buruk, sabırlı, mütevekkil. Odam sessiz, yalnız klavyenin tuşları ses veriyor. Dışarısı sessiz, yalnız rüzgarın yapraklara vurduğu ses var. 2017 de bir Ramazan gecesinde sahur vakti. Aslında huzur için herşey mevcut şu an. Peki nedir ozaman?

Bir şeyler eksik, tam değil. Rabb'imin o kadar şey vermesine rağmen. O kadar lütufta bulunmasına rağmen. O kadar duamı kabul etmesine rağmen; nedir bu boşluk, bu tedirginlik?

Bu tatminsizlik değil. Vefasızlık değil. Nankörlük değil. Doyumsuzluk da değil. Bu vicdanın sesi olmalı. Duyarlılığın sesi. Samimiyetin sesi. Canımın sesi. Gerçeğin sesi...

...dünyanın hali, insanların hali, müslümanların hali, benim halim. Elimden gelen de tek kendi halime müdahale edebilmem... Peki ne yapmam lazım?

Tekrar sabır, tekrar tefekkür ve sonrasında tevekkül'e dönüş.

B.T.

31 Temmuz 2016 Pazar

Türkiye'nin sahibi sensin

Sen onu yüreğinde taşıyan.
Sorgusuz sualsiz arkasında duran.
Gerektiğinde bayrağını alıp sokaklara dökülen.
Tehdidin zirve yaptığında tankın önüne yatan.
Kurşuna, topa göğüs geren.
Etrafına bakmadan yaralıya, muhtaca koşan.
Canını, canından olanı onun uğrunda feda eden.
Meydanı boş bırakmayan.
Ortak düşmana karşı aranızda fark gözetmeyen.
Liderini koruyan.

Ve hiç çekinmeden bunların üstüne "gerekirse tekrar yaparım" diyen.
Türkiye'nin asıl sahibi sensin.

Ben buradan sadece bakıyorum, gözlemliyorum, fikir yürütüyorum ve onu paylaşıyorum.
Seninle kıyasladığımda Türkiye'nin sahipliğine kendimi layık göremiyorum.

Selâmet dilerim,
B.


22 Mayıs 2016 Pazar

Kalp

Kalbimiz biz doğmadan önce biz ölünceye kadar iki heceyle atıyor.
Bu sadece iki kapağın meselesi mi?
Yoksa o da hayatı boyunca Rabbini mi zikrediyor?

B.T.


15 Haziran 2015 Pazartesi

Her daim imtihan

Dünkü yokluk bugün var olsa bile, Allah kulunu imtihansız bırakmaz...

B.T.

3 Ocak 2015 Cumartesi

Değerler paylaşmak

Eğer birşeyler anlatmak istiyorsanız birilerine. Eğer değerler paylaşmak istiyorsanız. Eğer gerçekten dinlenmek istiyorsanız. Eğer beraber doğruları bulup onları beraber yaşamak istiyorsanız. Eğer omuz omuza vermek, sırtınızı ona dayayabilmek istiyorsanız. Eğer sevmek sevilmek istiyorsanız. Eğer dost olmak, kardeş olmak istiyorsanız...

Bunlardan önce kalbe, gönüle hitap etmek gerekir. Yoksa hepsi boşa...

B.T.

15 Eylül 2014 Pazartesi

Güven bana

Aslında bir insan 100% güven veremez de alamaz da.
Nasıl verilebilir ki? Ne ile?
Güven ancak güvenmemek için bir neden olmadığı sürece vardır.
Ve o süreç devam ettikçe de artar. O anlamda uzun vadeli bir olgudur.
Fakat bir yanlış ile anında yitirilebilir.
Sonra bir daha eskisi gibi olmaz...

Belki de güven insanlar arasında oluşturulabilir en önemli duygudur.

B.T.

26 Ağustos 2014 Salı

Sabır

Hayatımız boyunca büyük ve küçük sabırlar göstermemiz gerekiyor. Birini gösterip bitiriyoruz tekrar bir diğeri yerini alıyor. Hayat daima sabır bekliyor bizden. Hiç durmadan. Kimi dakikalardan ibaret kimi yıllardan, kimi ise bir hayattan. Gereken sabır gerektiği kadar gösterildiğinde sonunda hep bir mükafat, bir kazanç vardır insan için. Fakat gereken sabır gösterilmediğinde de bir kayıp.

Aslında imtahanımızın bir parçası bu hayatta gösterebildiğimiz sabırdan geçiyor. İmtahanı kazanmanın yollarından biri sabır göstermek.

Geriye kalan soru; asıl sabrın ne olduğu ve nasıl gösterildiği...

kurankelimeleri.blogspot.nl

B.T.

25 Temmuz 2014 Cuma

Birliğin Gücü

Doğadaki ayetlerden birazcık örnek alsak...

24 Haziran 2014 Salı

Yürekli kalp

gün geçti yine gece yarısı
gözümde yaş kalbimde hüzün
onu dinliyorum
ya bırakırsa atmayı
beni mahşere atarsa
yeterince azık var mı
alındı mı rıza
tamam mı görev
geride kalanlar ne der
ne saklar içler

ya uyanırsam sabah
daha nelere karşı koyacak
yürek ister hayat
kendisine dayanacak
niyet bizden başarı O'ndan
yola devam
herşey senin atmanla başladı
senin durmanla bitecek

B.T.

15 Haziran 2014 Pazar

Kült ve din

Kültür hayatın bir yorumudur, Dîn ise tek nizamı.
B.T.

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Alışkanlık

Alışkanlık. Bu olgunun oluşması senelerinizi alabilir. Fakat türe göre bu birkaç ay, hafta veya gün de olabilir. Alışkanlıkların kötüsü de vardır iyisi de. Aslında hayatta bütün mesele de budur. Neleri alışkanlık haline getiriyoruz veya gelmesine izin veriyoruz? Hangi alışkanlıklarımızdan vaz geçiyoruz veya değiştirmeye çalışıyoruz?

Bir şeye alışmak kolay değildir fakat alıştığımız şey artık kolaydır. Alışkanlıklar uzun ömürlüdür ve böyle güçlü bir olguyu değiştirmek, ondan vaz geçmek de zordur.

Nefs bu karar ve çabalarımızda yanı başımızdadır. Kendisine tatlı geleni alışkanlık haline getirmemizi ister. Sonrası da bize kalmıştır. Neyi seçiyoruz? Ne yapıyoruz? Nelerin alışkanlık haline gelmesini istiyoruz?

Birkaç gün birşey yapmamak bile artık günlerimizin boş geçmesini alışkanlık haline getirebilir. İş işten geçtikten sonra belki ne kayıplar verdiğimizin farkına varırız. Namaz kılmak alışkanlık haline getirilebilir ve zor iken kolaylaşmış olur. Aynısı tersi için de geçerlidir; kılmamak da alışkanlık halidir ve "kolaydır".

Fazla yemek yemek, geç yatmak, çok konuşmak, yardım etmemek, israf etmek, Kuran'dan uzaklaşmak, bunların hepsi alışkanlık haline gelebilir. Aynısı tersi için de geçerlidir. Nelerin alışkanlık haline gelmesini, kolaylaşmasını isteriz ve bunun için gereken çabayı ortaya koyarız? Asıl mesele budur. Diğer engel görünen etkenler sonra gelir ya da bahanedirler.

Genelde doğru şeyleri alışkanlık edinebilmenin bir bedeli vardır. Vakit, enerji, nefsi terbiye etmek gibi. Kötü şeyleri genelde daha kolay alışkanlık haline getirebiliriz, fakat onların da sonucunun bir bedeli vardır...

B.T.

16 Nisan 2014 Çarşamba

"Fakir"in gücü

Kaybedecek birşeyi olmayan daima kaybedecek birşeyleri olandan daha güçlüdür.

B.T.

23 Ocak 2014 Perşembe

"10 vragen over Syrië die je niet durfde te stellen"

Een informatief en duidelijk stuk dat je een goed overzicht geeft van de problematiek in de regio en de verhoudingen in de wereld daaromtrent.

9 Ekim 2013 Çarşamba

Gözler

Her göz aynı görmez. Göremez. Gözün hangi vücut ve beyine bağlı olduğu belirleyicidir. Algılama vücudun tecrübesine ve beyinin birikimine bağlıdır. Ayrı gözler aynı şeyi görebilir fakat ayrı duygular ve düşünceler oluşturabilirler. Dolayısıyla bizim birşeyi görüp algılamamız başka bir kişinin aynı şeyi aynı şekilde algılaması anlamına gelmez. Belirli bir meseleye bakmak da aynı. Belirli bir süreci değerlendirmek de. 

Gösterirsiniz görmezler. Gösterirler görmezsiniz.

Gözlere ulaşan etkenler tecrübe ve birikim oluşturur ve irade ile birlikte bunlar vakitle görmeyi veya kör kalmayı sağlar.


B.T.

p.s. I Bu yazıyı okuduğunuzda bile kiminiz kiminize göre içeriğini değişik algılayacaktır.
p.s. II Bu farkı konuşarak da tam kapatamıyorsunuz. Algılama daima daha ağır bastırır.

21 Ağustos 2013 Çarşamba

"Lessen uit Andalusië"

Een mooi en informatief stuk dat ik heb gelezen wil ik graag met jullie delen. De schrijfster heeft zeker gelijk dat hier les uit kan worden getrokken voor vandaag.

B.

Bron: MoslimVandaag Exclusief | 20 juli 2013 | Jaargang 1 | Nummer 9 | www.moslimvandaag.nl

In het jaar 92 AH landden de moslims in Spanje. Zij heersten daar tot het jaar 897 AH. Dat betekent, dat zij daar voor de duur van wel 805 jaar verbleven. De islamitische geschiedenis begon bij de eerste openbaringen van de Qur’an aan de Profeet Mohammed (v.z.m.h.), ruim 1400 jaar geleden. Meer dan de helft van deze periode maakte Spanje daar dus deel van uit!

Waarom is de geschiedenis van Andalusië voor ons zo belangrijk? Wel, het verhaal van Andalusië illustreert op doeltreffende wijze zowel waar eenheid toe leidt, als waar verdeeldheid toe leidt. De keuze aan ons is wat wij hier mee doen. In Andalusië hadden de moslims succes zolang zij in een pluralistische maatschappij met respect en tolerantie ten opzichte van elkaar samenleefden. Toen zij elkaar begonnen te bestrijden gingen zij ten onder.

3 Ağustos 2013 Cumartesi

"Eleştiri geliştirir". Allah yolunda da.

Allah yolunda mücadele etmek istiyorsak şayet ve o yolda ilerlemek istiyorsak, ilkin - samimi olan - eleştirilere açık olmamız lazım ve kendimiz de etrafımıza eleştirisel bakabilmemiz lazım. Belki bunları zaten doğal bir şekilde - bilinç altında - yapıyoruzdur. Fakat bu iki tutum ilerleyebilmek için okadar önemli ki, onları bilinçli bir şekilde geliştirmek gerekiyor; bilinç "üstüne" çıkarmak gerekiyor. Neden mi?

Hayatımız boyunca tek bir bakış açısıyla doğruları yakalayamayız. Bu da tam Müslüman bireyin yakalaması gereken özellik: Doğruyu yanlıştan ayırt edebilmek. Bunu başta Kur'an ile yapmalıyız, çünkü o bizim için doğruyu yanlıştan ayırt eden Kitap'tır (Enfal 29, İsra 81, Furkan 1). O kemale erdirilmiştir, eksiksizdir, mükemmeldir (Enam 115, Ankebut 51, Maide 3). Eksik olabilen ancak biz olabiliriz. Henüz birikimimiz yetersiz olabilir. Hele sadece tek bir bakış açısına sahip isek. Onun için müslüman birey daima (samimi) eleştirilere açık olmalıdır. Ancak bu durumda kendisini geliştirebilir ve Allah katında takva derecesini yükseltebilir. Rabb'imizde zaten bunu istemiyor mu bizden: Takvalı olmamızı? Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar diyor Kur'an (Zumer 18). Bunun için de duymak yetmiyor dinlemek gerekiyor. Nihayetinde dinlemekle de yetinemiyoruz. En güzel söze uymamız lazım; yani onu yaşamak lazım.

22 Şubat 2013 Cuma

21 Şubat 2013 Perşembe

Pluk de dag en Gedenk te sterven


De combinatie van beide visies is terug te vinden in de levensbeschouwing van de Koran.

B.T.

Carpe diem is een Latijns spreekwoord dat Pluk de dag betekent. De zinsnede is afkomstig van de Romeinse dichter Horatius (Ode 11 uit Boek 1). Carpe diem dient als metafoor ter aansporing om de dag van heden te gebruiken en om niet tot morgen uit te stellen wat vandaag gedaan kan worden in de zin van de Stoa of het Epicurisme. Horatius zag zichzelf als epicurist. De context is
[...] sapias, vina liques, et spatio brevi spem longam reseces. dum loquimur, fugerit invida aetas: carpe diem quam minimum credula postero.
Vertaling:
[...] wees wijs, zeef de wijn en tot een kort tijdsbestek moet je je lange termijn inkorten. Terwijl wij praten ontsnapt de jaloerse tijd: pluk de dag en reken zo min mogelijk op morgen
Later werd carpe diem ook wel hedonistisch opgevat als "geniet zo veel mogelijk van de dag van heden".

Memento mori is een Latijnse zin die traditioneel wordt vertaald als Gedenk te sterven of Denk eraan te [moeten] sterven. Vrijere vertalingen zijn Bedenk dat u sterfelijk bent of Denk aan je eigen sterfdag. Het is het devies van de Trappistenorde. De spreuk komt al voor op zilveren Romeinse bekers.

Tertullianus meldt dat tijdens een triomftocht door Rome een slaaf achter de triomfator op zijn zegewagen stond die hem in het oor fluisterde "Respice post te! Hominem te memento!" (Kijk achter je! Bedenk dat je slechts een mens bent!). Dit om te voorkomen dat de triomfator zich verheven zou voelen, waar de Romeinen "als de dood" voor waren (zie ook Tarquinius Superbus). Dit verhaal wordt echter door geen enkele moderne schrijver bevestigd.

Het memento mori ligt dicht bij een ander Latijns thema, het carpe diem (pluk de dag). Het christendom heeft er echter een geheel eigen betekenis aan gegeven, met slechte vooruitzichten als men te veel erop los leeft.

Bronnen:
Zie ook:

12 Şubat 2013 Salı

Oku okuma

Okumak boş iş sadece bilgi edinmekse
Bilge olmak anlamsız amaca hizmet etmezse
Gayenin aslını bilmek şart derdin istikametse
Nihayetinde iman ve amel mesele hesaba çekilmekse

B.T.