İnsan bu kadar aile, akraba, evlat, arkadaş ve dost arasında kendisini yalnız hissedebilir mi? Bu kadar güzel insan arasında? Bu kadar sevgi, saygı, samimiyet, vefa ve fedakârlık arasında?
İnsan bu güzel dünyada, Allah'ın yarattığı bütün şeylerin arasında, hiç kimsenin olmadığı zaman bile, O onu hiç bir zaman yalnız bırakmadığı halde, kendisini yalnız hissedebilir mi?
İnsanların olmadığı zaman, fakat kitapların, defterlerin, hayvanların, bitkilerin, doğanın, müziğin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, göllerin, denizlerin, kuşların, yağmurların olduğu halde insan kendisini yalnız hissedebilir mi ki?
Hayallerin olduğu halde yalnız hissedebilir mi?
Ediyor işte...
B.T.
8 Eylül 2011 Perşembe
5 Eylül 2011 Pazartesi
Ah duygular
Mantık alt etmiş sizin yanınızda.
Siz olmasanız o ne yapar? Ne yapabilir ki tek başına?
O sizi bastırıyor bazen, ama çoğu zaman siz onu.
Ah duygular.
Bizi bizden alan, elimizde olmayan, parmağında oynatan.
Dağ gibi ayakta tutan bizi, kum gibi bir o yana bir bu yana savuran.
Ah duygular.
Doğru davranan için içimize vesvese düşüren.
Yanlış yapana sevgi besleten.
Kötüyü iyi gösteren, iyiyi kötü.
Ah duygular.
Empati yapabilmemizi sağlayan.
Müzik dinlediğimizde saklandığı yerden çıkan.
Baş edemediğimizde bulamıyacağımız bir yere gizlenen.
Ah duygular.
Bizi kör edip sevdiğimize bağlayan.
Gözyaşı döktüren. Kışkırtıp şiddete zorlayan.
Sayenizde kendimizi en büyük hissederiz, sayenizde en küçük.
Ah duygular.
Evlatlarımıza kayıtsız şartsız bağlayan. İnsan sevdiren.
Bize düşman kazandıran. Başımızı belaya sokan. Akıl erdirtmeyen.
Ah Duygular.
Siz hep önden gidersiniz, biz de hep mantıkla arkanızdan koştururuz.
Keşke mantıkla elele gitseniz; nice güzellikler, doğrular doğururdunuz.
Sağlam kararlar alan güçlü bir kişilik koyardınız ortaya.
Aslında siz bizim bir parçamız değilmisiniz?
Bizi biz yapan siz değilmisiniz?
Ah duygusuz duygular.
Kâh mutlu edersiniz kâh mutsuz.
Sizi anlamak çok güç...
B.T.
2 Eylül 2011 Cuma
Waas
Wazig zie ik door mijn met tranen gevulde ogen de mensheid tegemoet. Mijn tranen stromen over en vormen hoop voor de toekomst. Zouden de stromende wateren op aarde ooit zijn gevloeid uit soortgelijke ogen? Zou het verdriet der tijden zo groot zijn geweest? Misschien is het bestaan zonder tranen niet eens mogelijk.
Waar komen we eigenlijk vandaan? Hoe zijn we hier gekomen? Wat hebben we allemaal wel niet gedaan om hier te komen? Hoeveel water heeft daarbij gevloeid? Waar gaan we heen? Waar willen we uiteindelijk uitkomen? Wat hebben we daarvoor over? Hoeveel tranen nog?
Als de mensheid een reiziger is die een einddoel voor ogen heeft, dan ben ik maar een tussenstation en heb ik tranen voor mijn ogen op dit pad van haar keuze die zij bewandelt en zie ik haar wazig tegemoet.

B.T.
Waar komen we eigenlijk vandaan? Hoe zijn we hier gekomen? Wat hebben we allemaal wel niet gedaan om hier te komen? Hoeveel water heeft daarbij gevloeid? Waar gaan we heen? Waar willen we uiteindelijk uitkomen? Wat hebben we daarvoor over? Hoeveel tranen nog?
Als de mensheid een reiziger is die een einddoel voor ogen heeft, dan ben ik maar een tussenstation en heb ik tranen voor mijn ogen op dit pad van haar keuze die zij bewandelt en zie ik haar wazig tegemoet.
B.T.
29 Ağustos 2011 Pazartesi
Yarın son gün (mü)
Geçti yine yirmi dokuz, otuz gün gündüz açlığıyla
Ağırlamıştık onu kuru ekmek, su ve hurmayla
Yalnız, beraber, iftarlar, sahurlar
Neler yaptık yarın kim hatırlar
Gidiyor yerini Şevval'e devreden Ramazan
Ne bıraktı geride var mı işin aslını kavrayan
Bir gece Kadir geldi geçti aramızdan
Artık affolduk mu bütün günahlarımızdan
Yarın da Bayram gelecekmiş üç günlüğüne
Eller öpülecek eller açılacakmış büyüğüne
Birine şeker koysalar diğerine para
Nelerden vaz geçeriz acaba on bir ay boyunca
B.T.
25 Ağustos 2011 Perşembe
De optimist
Met de eerste stralen van de ochtendgloren op mijn gezicht wordt ik wakker gestreeld. Weer een mooie dag dat ons te wachten staat. Weer een nieuwe dag vol verrassingen en ervaringen. Wat ben ik daar dankbaar voor en verheug ik mij op het komend etmaal. Snel spring ik uit bed en maak mij op om het huis te verlaten de wijde wereld in.
De pessimist
Mijn met tegenzin op een te vroeg tijdstip ingestelde wekker gaat af. Met moeite sleur ik mijzelf pas een half uur later uit bed. Weer een dag om tegenin te gaan. Wat staat me vandaag weer allemaal te wachten? We zullen wel zien. Nog helemaal aankleden voordat ik me naar buiten kan begeven.
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Kötü bir insansın
Herkes hakkımızda iyi düşünseydi ne güzel olurdu değil mi? Zaten biz de aslında bunu istemiyor muyuz? Bizi kötü bilen hiç kimsenin olmamasını. Ama hayat öyle değil işte. Ne kadar da iyi niyetli olsak. Ne kadar da iyi bir insan olduğumuzu düşünsek de. Daima bizi iyi görmeyen, hatta kötü bilen birileri olur. Bu bilinçle de yaşamak ağırdır. Sanki bir adaletsizliğe maruz kalıyormuşuz gibi. Kalbimizin derinlerinde birşeyler sızlar. Bazen acı hissederiz bazen kızgınlık. Ne yapsak değişmez bu içinde bulunduğumuz durum ve sonunda kabul etmekten başka çarenin olmadığını anlarız, çünkü durumun düzelmesi sadece bizim elimizde değildir. Ama sanırım hayatımızda hep böyle birilerinin olmasının bir nedeni var. Çünkü sadece seven olsaydı, bizim için herşey çok kolay ve basit olurdu. Rabbim sevenlerimizle nasıl yaşadığımıza bakıyor elbette. Ama bizi sevmeyenlerle nasıl mücadele ettiğimize de bakıyor. Sanırım imtahanımız bunda da saklı. Sevenlerle yaşamak kolay. Asıl sevmeyenleri kazanmak mesele. Tarihe bir baktığımızda bunun herzaman böyle olduğunu görürüz. Herkesin (sevilen büyük şahsiyetlerin bile) kendi zamanlarında onları sevmeyenler, onları kötü görenler, onlara kötü davrananlar olmuştur. Demek ki yalnız değilmişim...
B.T.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)